Anasayfa      |     Ziyaretçi Defteri      |     Videolarımız      |      Resim Galerisi      |     Köy Odası     |     Linkler      |     İletişim      
ELAZIĞ SİVRİCE ABUTAHİR (DOĞANBAĞI) KÖYÜ WEB SİTESİ
ÜYE GİRİŞİ

 K.Adı:
  Şifre :




TARİHÇE
 » TARİHÇE
 » 1518 Tarihli EBUTAHİR Nahiyesi Kanunnamesi
 » 1523 Tarihli EBUTAHİR Nahiyesi Kanunnamesi
 » HARİTALAR

KÖYÜMÜZ HAKKINDA
 » GENEL BİLGİLER
 » ULAŞIM
 » COĞRAFİ YAPI
 » MUHTARLAR
 » YEMEKLERİMİZ
 » KOMŞULARIMIZ
 » AİLELER-SOYLAR

KÖYÜMÜZDEN DERLEMELER
 » HİKAYELER
 » MASALLAR
 » MANİLER
 » DEYİMLER
 » DUALAR-BEDDUALAR
 » BİLMECELER
 » ADET VE GELENEKLER

ŞİİRLER
 » MEKTUP
 » BEN UNUTMADIM
 » SÖLİLER BİZDE
 » KOFİK
 » HİSSETTİKLERİM
 » BİZİM KÖY hasret kokan sevdanın sesi

ANKET
26.09.2009
534 kişi oyladı
Çok Güzel %74
396
Güzel %2
16
Fikrim yok %1
7
Kötü %21
115
Tüm Anketler
İSTATİSTİKLER
    Bugün : 260
    Toplam : 261168

BU BÖLÜMDEKİ MASALLAR KÖYÜMÜZDEN DERLENMİŞTİR.

1. ADAM İLE HANIMI


Herifin bit tenesi varmış. Garısı ölünce epeyi bekar galmış. Adam çaresiz galmış. Yemek yapan yoğ, çamaşır yığıyan yoğ. Aramış taramış. Bi tene bulmuş. Demiş:


"Valla mesele bele bele. Ben seninle evlenmek istiyorum."


"Yalnız seninle evlenme evlenirim. Benim bir şartım var: Senede üç gün benim hanımlığım tutar."


"Üç gün değil isterse on gün olsun. Bi himmeti yoktur. Şimdi adam garıyı getiriyor. Evleniyorlar. Epeyi zaman gidiyor. Buğday zamanı gelmiş. Herkes buğday biçiyor. Bu gapı gomşuları toplanmış:


"Yav yarın gelin bana yardıma."


Bu gomşular buna gitmiş yardıma. Buğday biçmeye gitmişler. Adam


bekliyor bekliyor yemek gelecek. Saat on iki oldu yemek yoğ. Üç oldu yemek yoğ. Diyor:


"Hele ben gideyim ne yapıyor? Ne oldu? Niye yemek getirmedi?"


gidiyor eve ne bağsın? Garı yatmış yatağa.


"Ben sana demedim benim senede üç gün hanımlığım tutar?"


"Yav hanım, senin hanım olmaya hanımlığın tutmuş. Yalnız bizim işimiz ne olacağ? Millet acından geberdi."


Diyor:


"Vallah ben bilmem."


Adam o yana bağıyor, bu yana bağıyor. Ne yapayım. Bi sopa eline alıyor. Bi kendi gafasına, bi duvara, bi garıya.


"Yav herif ne oldu?"


"Vallah garı benim deliliğim tutti."


"Yav aman herif sen deliliğin bırağ. Ben de hanımlığımı bırağayım işimizegücümüze bağalım" diyor. 


2. ASLAN İLE TOSBAGA


Zamanın birinde bir aslan varmış, bir gaplan. Ormanda dövüşmüşler.


Dövüşmüşler, birbirini mahvetmişler. Parçalamışlar birbirlerini. Birbirlerini mahvedince yorulmuşlar artık. Yürüyecek hal galmamış. Bunlar her biri bir tarafa. Aslan biraz gitmiş bağmış ki ne bağsın. Orda bi tosbağa denk geliyor.


"Yav gardaş bu senin ne halin ne vaziyetindir?"


"Valla sorma gardaş. Benle gaplan dövüştük, birbirimizi mahvettik."


"Yav bizim çocuğlar orda değil miydi?" diyor.


"Ben bu darbeyle ölmezdim. Fağat senin bu lafın beni öldürür."



3. BACININ İNTİZARI


Evvel zamanda üç oğlan çocuğu varmış. Üç tene garıları, bir de gız gardeşleri varmış. Ondan sonra bu görümce gidi tarlada buzağını erseli. Erselediği zaman geli eve. Gelinler görünceyi istemiler. Deyiler:


"Biz bunu nasıl öldürek. Nasıl bundan gurtulağ. Bunun başına bi şey getirek"


Gelinler tersine goyiler. Deyiler:


"Biz bunu da içirek; ondan gurtulağ."


Gadın içi.


"Bunda ne var ki ben içem?"


diyorlar:


"Yoğ, illaha sen içeceksin."


Nasıl ağzına attığı zaman baği ki boğasına bi şey gitti. Deyi:


"Yav gelinler, benim boğazıma bi şey gitti. Bu neydi? Ele sovuğ."


Bunlar deyi:


"Buz gibi suydu, neydi?"


Ondan sonra aradan bir iki sene gidi. Bu garının garnı şişi. Gardeşler diyor: "Bu nedir. Biz ne yapağ?"


Bunlar birbirleriyle dövüşiler. Bunlar ava gidiler. Diyorlar ki:


"Biz buna ne yapağ?"


Gelinler deyiler:


"Hamile galmış. Büyük abeler birbirleriyle gonişiler.


Deyiler:


"Biz bunu dağa bırağağ gelek."


Gece deyi ki:


"Hade bacı gidek oduna."


Bi ağaca teneke bağliler.


Deyiler:


''Bacı sen yat. Biz odun kesek. Ne zaman ki sen ayığdın, o zaman ben seni getirim eve."


Bu teneke rap rup yapi. Bu yati, baği ki gece yarısı oli. Deyi ki:


"Bu benim abem nereye getti?"


Abesi bunu bıraği gidi eve.


Sabah oli. Bu gız deyi ki:


"Gardaş, gardaş! Senin ayağına yılan gemiği bata. Kimsenin eli sana derman olmaya. Benim elim sana derman ola."


Bu gaçi gidi. Gidi gidi ki baği bir tarlada herif çüt süri. O da gidi orda su içi, o çeşmede. Bu adam baği ki yılan o tikenden çağıri. Bi de onun garnında çağıri, bi de ayrı. Adamda onun dilinden anli. Yılanın dilinde anli. Adam çütünü bıraği geli. Onu seyredi. Bu suyunu içi. Orda oturi. Deyi ki:


"Garı, sen kimsin? Gel ben seni evimde misafir edem" deyi. Getiri evine.



Deyi:


"Garı Allah'ın emriyle ben seni alırım."


Adam bir gova da süt asi. Yılan nasıl süte geli. Gılıcını çeki, vuri. Ondan


sonra adamın iki tene çocuğu olur. Bi ara herif gidi çalışi. Tarları var, atları var. Her şeyi çok. Bu gadın deyi: "Çocuğlar hele gidin. Çerçi gelir, topal gelir, ne gelir bana söyleyin."


O gidi ki eve gavuşa, tiken bati ayağına.


Çocuğlar deyi ki:


"Ana hele gel. Bi adamın ayağına tiken batmış. Garılar toplanmış başına.


Kimse yoğ bi şey yapa."


O hemen goşi gidi yanına. Ciğeridir. O tanımi ama bu garı tani gardeşini.


Deyi:


"Hele çekilin o tarafa. Ben yapam."


Innesini de ali. Nasıl yapi, her şeyini çığari. Evine getiri. Adam sapasağlam oli.



Gocası geli. Deyi:


"Bu nedir sen eve getirmişsin?" Garı deyi ki:


"Sesini etme. hal-ı mesele bele beledir. Bu da topaldır. Ben gettim ayağını iyileştirdim, getirdim." Ondan sonra bu herif bi şey demi. O gece gocası bi yere gidi. Bu garının ufağ çocuğu ağli. Gadın türkü söli, ağıt yaği, çocuğunun üzerine.


"Sen misafir oldun bana" diye türkü söli. Adam baği ki, deyi:


"Benim üzerime söli bu türküyü. Bu neyin nesidir bana sölesin."


"Garıya geli, deyi:


"Hal-ı mesele bele beledir. Ben bele bele. Ablarnı dağda bırağdım. Bele bele yaptım. Aynen sensin."


Gucağli. O da söli. Gidi o üç garıyı öldüri. Masal da burda biti.


 4. İKİ KARDEŞ İLE CADI KADIN


Bir varmış, bir yoğmuş. Evvel zamanda iki tene çocuğ varmış. Analığları gidi, buğday getiri, eki. Analığ deyi ki:


"Ben rüya gördüm: "Bunların ikisini kes. Senin buğdayın olur."


Bu bıçağını iyice sivri yapi. Bunlar yemek getiriler ki kese.


Bi guş geli:


"Prunek ğabarek, prunek ğabarek."


Oğlan bunu taşli. Diğer çocuk deyi ki:


"Dur hele, bu bize ne deyi?"


Guş deyi ki:


"Gaçın gidin. Bunlar sizi keserler."


Bunlar gaçi gidi. Babasıyla analığ oradan geli. Bunlar gidiler gidiler bir dağ


başına. Bu oğlan çocuğu susanur.


Deyiler:


"Sen hangisinden içersen o hayvan olur."


Deyi:


"Sen en eyisi goyunun ayağının içinden iç."


Ayağından içi goyun oli.


Bu gidi gidi, arasından bir söğüte yaprak atiler ki goç yiye. Baği ki bi tene adam ağacın altına geli.


Deyi ki:


"Bağ atım su içmi."


O gadar gadın güzel ki havuza ışığ veri. Geli aşağı.


O adam deyi ki:


"Sen neyin neyisin? Sen kimsin? Sen bu hayvanları neden getirdin? Bu davarın deyisin?"


O gadar güzeldir ki çıra gibi şavk veri.


Adam deyi:


"Ben sana bi şey söliyem."


Deyi:



"Söle."



Adam deyi:


"Allah'ın emriyle beni almisin?"


"Ben bu gadar dağ gezim. Sen beni alisin. Niye ben seni almıyam."


Bu adam goçu da atın üzerine bindiri. Doğru eve getiri. Aradan bi zaman


geçi. Yıllar geçi. iki sene, üç sene, dört sene...


Deyi:


"Garı ben .gurbete gidim. Hiç kimseye gapıyı açma. Her şeyin içerde senin


vardır."


Dört beş sene geçi. Baği ki bir çingene.


Deyi ki:


"Bu senin neyin neyisidir? Bu goç nedir?"


Garı deyi ki:


"Hal-ı mesele bele beledir. Bu benim gardeşimdir. Benim anam babam yoğdur işte."


Sonra gece oli. Bir gün, iki gün, üç gün orda belsi. Evin içinde bir havuz var. Baği garı bir gün başını yıği. Bu geli garıyı havuzun içine ati. Gari öli oda. Öldüğü zaman goç bağıri bağıri. Oradaya buraya gidi. Kendini öldüri. Garı iyice vuri bu goçu. Daha bağır mi. ondan sonar havuzun içinde bir ağaç oli.


Aradan yüz sene geçi. Bu adam geli. Deyi:


"Yay garı senin bu gadar güzelliğin vardı. Sen beleydin beleydin. Ne halın var?"


Garı deyi ki:


"Ben o gadar üzüldüm, üzüldüm, ki senin peşinde. Sen gaç senedir


gitmişsin. Ben dedim daha sen gelmezsin. O yüzden ben bele oldum."


Ondan sonra o havuz kesili. içinde bir ağaç oli. iki üç sene aradan geç i. Herife deyi ki:


"Benim canım et isti. Sen bu goçu kes biz yiyek."


"Yav garı, bu senin gardeşindir. Goç kesilir mi?"


O yanı bu yanı. Garı diyor ki:


"Bu ağacı da kes. Biz bunun etini pişirek. illahi keseceksin."


Ağacı kesi adam. Goçu da kesi. Ağaçla et bişiri. Bu getiri külü damın


üzerine ati. Ordan bi nene geçi. Bi tel demir mi ne göri. Getiri getiri bi pencere var. Onun içine ati. Çingene sabağ gidi ki ne bağa. Garı bağı ki bi IŞığ oraya veri. Bi güzellik. Bi ipek yapi. Neler neler yap mi ki?Garı çoğ zengin oi. Herifle garı sefasında. Gadınlar toplani. Herkes gidi. O neneye muhtaç oli.


Deyi ki:


"Benim bi gızım var. o yapi."


Ondan sonra bi gün geliler. Buğday öğütiler. Derdinie söliler gadınıar. Adam


da gelmiş orda başına örtüyü ait. O garı da geli.


Garı deyi ki:


"Hepiniz derdinizi söyleyin."


O garı da derdini söli. Adam baği orda. Sıra gıza geli.


Deyi:


"Ben beleydim. Bi garı geldi. Beni bele yaptı."


Ondan sonra adam gaği ayağa.


Adam deyi ki:


"Garı seni öldürürüm."


Garıyı öldüri. Muradına gavuşi. 


5. SIRLI GURT



Zamanın birinde bir adam varmış. Gızına gızmış. Adam demiş ki:


'Vallahi billahi kim gelirse seni verecem."


O esnada bağıyor gapı 'tak tak tak' dövülüyor.


Bu adam misafırperver bir insanmış. Gapıyı açmış, ne bağsın; gurt. 'Selamünaleykü m."


'Aleykümselam"


Tanrı misafiri gabul edersin?"


'Ederim."


Oturuyorlar. O yani bu yani. Diyor:


'Dayı ben Allah'ın emriyle gızını istemeye geldim."


'Allah Allah."


Adam bir defa yemin etmiş ya. Yeminini bozmamak için çırpınıyor.


'Allah'ın emriyle verdim" diyor. Veriyor.


Gızı alıp götürüyor. Epeyi zaman aradan geçiyor. Seneler geçiyor aradan. Garısı diyi:


'Yav herif sen bu gızı verdin. in midir cin midir? Bu adam neyi nesiydi aldi gitti? Sormadın."


Bu adam garının sözünü gırmıyor.


Diyor:


'Garı yarın aramaya gidecem."


Sabah oluyor. Adam bi çığın ekmeğini alıp yola düşüyor. Düşüyor. Bizim


elazığovası gibi bir yere gidiyor. Bağıyor herifin bi tenesi çift sürüyor öküzlere. 'Selamünaleyküm."


'Aleykümselam. "


Merhaba şeş beş onbeş.


Diyor:


'Dayı sen nereye gidiyorsun?"


"Valla benim meselem bele bele."


'Yalnız sen yolu takip et. Dönüşte yine bana uğra. Tamam mı?"


tamam,"


Bu epeyi gidiyor. Bir elma bahçesine rast geliyor. Bağıyor ki ne bağsın. gıyamazsın elmalara bağasın. Adam elmanın birini goparıyor. Bıçağı atıyor ki ne bağsın. içi sade pislik. Gurtlanmış, yiyilmeyecek halde, Adam orda şaşırıyor. Epeyi gidiyor. Bi mağaraya geliyor. Hani su değirmenleri var ya. Herif ırmağı ağzına almış:


'Yandım anam yandım" diyor.


'Allah Allah!"


Orda adam yine şaşırıyor. Epeyi gidiyor bağıyor ki ne bağsın. Bi at çayır çimen içine çığamıyor. At çökmüş. Adam yine şaşırmış.  Epeyi gidiyor bi dağa rast geliyor. Bağıyor ki ne bağsın. Bi at balığ gibi yayılıyor. Bu gadar ot desen yoğ.


'Allah Allah!"


Yine orda şaşırıyor.


Velhasıl gidiyor gızın evini buluyor.


Diyor:


"Gızım gocan nerde?"


"Valla benim gocam ava gitmiş. Ağşama gelir. Ağşam geliyor. Hoş beş. Üç


gün galıyor. Adam diyor:


'Hanım. Bağ benim yedi gapım var. altı tene gapı açacağsın. Bu yedinci


gapıyı açmayacağsın.Sabah oluyor. Adam diyor:


'Gızım hele bi gezelim. Bu adamın neyi var, neyi yoğ. Bi dolaşalım bağalım. Gapıları açıyor tabi. Altı gapıyı açıyor. Sıra geliyor yedinciye. Babası gızına yalvarıyor:


'Gızım gapıyı aç."


"Mümkün değil. Açamam. Ben gocamdan emir almadan bu gapıyı açamam" 


'Ağşam gocam gelirse söylerim. Eğer izin verirse açarım. Yoğsa açmam." 'Tamam gızım." diyor.


Ağşam oluyor. Gocası geliyor. Gocasına mevzuyu anlatıyor. Anlatınca tabi üstüne düşüyor. Adam o gapıyı açıyor. Gapıyı açınca bağıyor ne bağsın. İçerde bi at var. Bi yeşil oluyor, bi gırmızı, bi sarı oluyor, bi beyaz. Adam orda gene şaşırıyor. Gafayı oynatıyor. Nasıl oluyor da bu at bele bele oluyor. Şaşırıyor. Neyse ağşam oluyor. Gızın gocası geliyor, diyor:


"Gızım ben yarım gidecem."


Tabi buna hediye verecekler ya. Ne gadar hediye veriyorlarsa gabul etmiyor.


"Illahi bu atı vereceksin." Diyor.


"Yav bu at sana yaramaz."


"Ne gadar malım mülküm var istesen sana vereyim. Fağat bu at sana yaramaz. Bu senin işin değil."


Ne ediyorsa çare bulamıyor. Atadır, gırmıyor.


"Al götür." diyor.


"Yalnız giderken sakın arğana dönüp bağmayasın. Arğana döndüğün zaman sen kendini yerde bulursun."


Bu epeyi gidiyor. Diyor:


"Ben çoğ gitmişim. Bi arğama bağayırn."


Bağıyor. Daha geri dönemiyor. Gidiyor evine. Gidiyor o kişinin yanına. "Selamünaleyküm. "


"Aleykümselam. "


"Gelotur anlat bağalım."


Diyor:


"Vallah ben gittim. Mesele bele bele." "Ey gel ben sana anlatayım." Diyor.


"Sen buradan gittin. Bahçeye rast geldin. Alma gopardın. Almaya


gıyamadın bağasın. Almayı parçaladın. Bağdın ki ne bağasın. Hep gurt, pislik. Zaman olacağ ki, bir gün gelecek dışı güzel, içi hep pislik dolu gün gelecek. Sen gittinki herifin bi tenesi ağzını vermiş ırmağa:


''Yandım anam yandım." Diyor.


"O adam da dünyayı yese doymaz. Diyor:


"Sen gittin falan yere. bi at, çayır, çimen içindeydi. Bi tarafdan parmağını soğsan obir tarafdan çığardı. Zayıf. Sen şaşırdın. O hayvan bu dünyayı düşüünmüyordu. Öbür dünyayı düşünüyordu. Sen biraz daha gittin. Bi tenesine daha rast geldin. Gupguru bir yerde heç bir şey yoğ. At balığ gibi. O at bu dünyayı düşünüyor. Öbür dünyayı düşünmüyor. Zaman gelecek gün gelecek bele olacağ. Sen gittin gızın evine sana ikram ettiler. Sana hizmette bulundular. Adam geldi sana altı gapıyı açtı. Sen yedinciyi açtırdın. Sen ganaat olmadın. Sana dünyanın malını verdiler sen gabul etmedin, atı aldın. O at dünyadır dünya. Dünya dört mevsim değil mi? Yaz, gış, bahar, güz. Sen gittin dünyaya bindin. Sen dünyaya nasıl bindin. Senin o enişten de Yusuf-ı Kenan'dır. Erişmiş bir insandır." Bu da orda muradına gavuşuyor.

Toplam 909 defa okundu.
Gazete Manşetleri ELAZIĞ SİVRİCE ABUTAHİR (DOĞANBAĞI) KÖYÜ WEB SİTESİ
ABUTAHİRLİLER
»Bilgi Girişi

»Abutahirliler Listesi

DUYURULAR
»Web Sitemiz Hizmete Girmiştir Devamı..
»13 Ekim 2007 Cumartesi günü 1. Doğanbağı Kavurma Şenliği düzenlenmiştir. Devamı..
»2006 yılında Tapu ve Kadastro Müdürlüğü tarafından...... Devamı..
»ABUTAHİRLİLER LİSTESİNE KAYDOLUNUZ. Devamı..
»Kanal E televizyonu ‘’Artı Eksi Haber’’ programı köyümüzde... Devamı..
»2.DOĞANBAĞI KAVURMA FESTİVALİ 01.10.2008 ÇARŞAMBA GÜNÜ YAPILACAKTIR. Devamı..
»ZAMAN TÜNELİNDE ABUTAHİR KÖYÜ KİTABI ÇIKMIŞTIR. Devamı..
»3.DOĞANBAĞI KAVURMA FESTİVALİ 21.09.2009 PAZARTESİ GÜNÜ YAPILACAKTIR. Devamı..

ARAMA

DOĞANBAĞI (ABUTAHİR) KÖYÜ MUHTARLIĞI WEB SAYFASI
 »DOĞANBAĞI (ABUTAHİR) KÖYÜ MUHTARLIĞI

E_KİTAP
 »MAMUKONUN TÜRKÜSÜ
 »Zaman Tünelinde Abutahir Köyü

ABUTAHİR ŞENLİKLERİ
 »4. Kavurma Şenlikleri
 »3. Kavurma Şenlikleri
 »2. Kavurma Şenlikleri
 »1. Kavurma Şenlikleri

TEŞEKKÜR
 »Katkılarından dolayı....

KAYNAKLAR
 »KİTAPLAR
 »KİŞİLER

YEREL LİNKLER

 


ELAZIĞ SİVRİCE ABUTAHİR (DOĞANBAĞI) KÖYÜ WEB SİTESİ
^YUKARI GİT^
Sayfa Yükleme Süresi 0,11 saniye.
[ ELAZIĞ SİVRİCE ABUTAHİR (DOĞANBAĞI) KÖYÜ WEB SİTESİ ] © 2007-.....